| Bugüne dek hakkında yazmış
konulardan ve yazmış olduğumuz türlerden daha farklı bir konu ve tür ile bizi
yazmaya zorlayan sebep, uzun süredir yöneticiliğini yaptığım bilim.org
sitesinde; yıllardır her defasında aynı tezler, temeller ve iddialar üzerinde
süren tartışmalara vermek istediğim toplu ve toparlanmış yanıttan ileri geldi.
Zira, sadece bahsi geçen sitede değil, hatta sadece Türkiye’de ya da Müslüman
ülkelerde değil, Dünya’daki hemen hemen ilgili her platformda aynı paradigma
çevrilip duruyor. Döngünün kısır olduğunu üstüne basa basa vurgulamaya gerek
yok.
Bu yazıyı kaleme almamızın amacı;
İTÜ Uçak ve Uzay Bilimleri fakültesi eski öğretim üyesi rahmetli Doç. Dr. Şakir
Kocabaş’ın Londra Üniversitesi’nde iken Yapay Zeka üzerine yapmış olduğu
çalışmalardan sonra kaleme aldığı “İfadelerin Gramatik Ayrımı” adlı kitabı ve
yine daha sonra yayınladığı, Türkiye Yazarlar Birliği’nin düşünce dalındaki
ödülüne de layık görülmüş “Fizik ve Gerçeklik” adlı kitabını okuduktan sonra,
bugün tartışılan Evrim Teorisi, Evrimci Yaratılış ve Akıllı tasarım
düşüncelerine yeni bir bakış açısı getirmeye çalışma çabalarımızdan doğmuştur.
Dilerseniz şimdi hep beraber
yazının akışı içerisinde kısır döngüyü faydalı bir döngü haline getirmeye
çalışalım.
1. Teori
a. Teori Nedir?
Bilgi türleri, daha çok yapay
zeka programlama alanında, yapay zekaya sahip olması istenen sistemin bilgi
türünü ayırt etme ihtiyacından kaynaklanan sistematikleştirme gerekliliği
içerisinde doğmuş, hem bilimsel bir çatı içerisinde, hem de bilgi felsefesinin
bir kolu olarak sınıflandırılmaya meyilli bir nitelik kazanmıştır. Bir çok
bilgi türünden bahsetmek yerine, bu deneme içerisinde sıklıkla kullanacağımız
bilgi türlerinden, dayandığı temeller ile bahsedelim.
Temel
İnanç İfadeleri (Tİ): Temel inanç ifadeleri bilgi türleri içerisinde
kişisel katkının en yüksek olduğu bilgi türlerinden birisidir. “İnanıyorum ki”
ön eki kullanılan, göreceli bir bilgi türüdür.Az sonra açıklayacağımız
hipotetik ve teorik ifadelerdeki gibi “Büyük bir ihtimalle” gibi bir ön ek de
anlamsızdır. İnanç ya 1 ya da 0 mantıksal değerleriyle ifade edilebilir. Bir
şeye ya inanılır, ya da inanılmaz. Şüphe içerisinde olunabilir; ve bu şüphe bir
“bilememezlik” ya da “anlayamamazlık”tan kaynaklanır.
Teorik,
Hipotetik, Ampirik İfadeler (THA): THA cümleler, açıklama biçimindedir.
Bir soruya cevap olarak verilen modellerdir. THA ifadeleri için “Neden?” sorusu
ve “Teoriye göre” önekleri anlamlıdır. THA ifadelerinin mantıksal değeri 1 ve 0
arasında herhangi bir değerdir. (Bilenler için bulanık mantık konusunu
hatırlatacaktır.)
O halde bugünkü
bilim içerisinde Teorinin yeri nedir?
Hepimizin bildiği bilimsel
yöntemler dahilinde teori, henüz doğrulanmamış ya da yanlışlanmamış, bir
gerçeğe ya da olaya ya da soruya önerilmiş bir modeldir. Bir teorinin
doğrulanması ya da yanlışlanması içinse teoriye uygun bir deney modeli
geliştirip, uygulamaya konmalıdır. Bir teoriye doğru ya da yanlış demek
gramatik bir hatadır. Bu tür bir ifadenin yerine “THA ifadesi, şu olayların
açıklanmasında kullanıldığında anlamlıdır / anlamsızdır” gibi bir ifadenin kullanılması
gramatik olarak doğrudur.
Teoriler, bilimsel yöntem
dahilinde geliştirilmiş modeller olduğundan “bilimsel” niteliktedirler.
İnançlar ise teoriye ya da kutsal kitaba dayalıdırlar. Kutsal kitaplara
dayananar bilimsel değildirler. Fakat bir inancın bilimsel veya bilim dışı
olması onu daha doğru ya da daha üstün kılmaz. Sadece “bilimsel” veya
“bilimdışı” kılar. Neticede inanç, inançtır.
b. Teorinin niteliği
Teorinin bugünün bilim
dünyasında, yine bilim adamlarınca gerçekmiş gibi algılanması ya da
sabunlanarak gerçeğe uydurulması bilimin doğululardan batılılara geçişindeki
ekol farklılığından açığa çıkmıştır.
Müslümanlar bilim ile uğraşırken
İbn-i Rüşd ekolünü kullanmakta idiler. Yani; bugünün bilimsel yönteminden biraz
daha farklılık gösteren bu yöntem, teoriler halinde modeller üretip gerçeğe
uygunluğunu kontrol etmekten değil, “Hakk’ı aramak” başlığı altında doğrudan
gerçeğin sebebini anlamaya çalışmak, teoriden ziyade yaklaşım geliştirmek ve bu
yaklaşımla gerçeğe ulaşmaktan oluşmakta idi. Galileo’nun yıldızların
hareketlerini kendi teorisi dahilinde eksantrik ve elips adı verdiği yörüngeler
ile açıklaması ile; batının “teoriyi geliştirip doğru varsaymak ve bu teorinin
oturması halinde, bu teoriye bağlı diğer teorilerde sabunlama yoluna gitmek”
alışkanlığı bugüne kadar süregelmiştir.
Buna örnek olarak “Karanlık
Madde”yi öne sürebiliriz. Newton mekaniği büyük kütleli cisimlerin
hareketlerini açıklamada yetersiz kalmış, Einstein kabul görmüştür. Bu defa
galaksilerin dış yıldızlarının galaksi merkezi etrafında beklenenden çok daha
hızlı dönmesi kafaları karıştırınca ortaya “Karanlık Madde Kuramı” atılmıştır.
Kurama göre evreni dolduran karanlık madde galaksi boyunca bir kütle yoğunluğu
oluşturduğu için merkezcil ivme ile kütle çekiminin dengelenmesi ancak bu yolla
sağlanmaktadır.
Zira bunun herhangi bir kanıtı
yoktur. Batı bilimi halen Arşimet’in nokta, süreksizlik, süreklilik gibi bugün
bir çok bilim adamının yeniden tanımlanması gerektiğine işaret ettiği
kavramları kullanmaktadır.
Ara Sonuç
Zira, batının tuttuğu yol hangi
yol olursa olsun –üstelik batılı bilim adamları da dahil mevcut yönteme karşı
duran ciddi bir akımın temsilcilerinin artmasına rağmen – bugün uluslararası
standartlar bu yola dayanmaktadır. O halde, verdiğimiz bilgiler ışığında Evrim’i
ve Yaradılış’ı birlikte inceleyelim.
2. İnançlar
a. Evrim Teorisi
Evrim teorisi, canlılığın bir
hücre ile başlayıp, zamanla hücrenin genetik kodlarında meydana gelen
değişmelerle ve bu farklı genetik kodlardan oluşan canlıların daha güçlü
olanının hayatta kalması ile; uzun süren bir süreç içerisinde türlerin
oluştuğunu söyleyen; canlılığın başlangıcına önerilen anlamlı bir modeldir. Bilimseldir.
Mantık çerçevesi içerisinde canlılığın başlangıcını açıklayabilen bir teoridir.
Örnek vermek gerekirse;
Ayıların atalarının kutuplara ilk
yerleştiği dönemlerde çeşitli çekirdek değişimlerine maruz kalarak daha açık
renge sahip olan ayılar, düşmanları tarafından daha az farkedildiği için soyunu
sürdürme imkanı bulurken, diğerleri elenmiştir. Buna “Doğal Seleksiyon” denir.
Yani doğal seçilim. Benzer şekilde; vücudundaki renkler sayesinde kamuflaj
kabiliyetine sahip canlıların soylarını sürdürmesinde aynı gizlenebilme
kabiliyeti rol oynamıştır.
Doğal seleksiyon prensibinin
mühendislik uygulamalarında kullanılmasına yönelik geliştirdiğim, temelinde beş
değişkenli bir polinomun istenen çözüme ulaşmasını sağlayan yazılıma ve kaynak
kodlarına şu adresten ulaşılabilir:
http://www.tevfikuyar.com/raporlar/GATevfik.rar
İşte evrim, bu yönleriyle
bilimseldir. Güçlü olanın hayatta kalıp soyunu sürdürdüğü herkesin aklına yatan
bir gerçektir. Evrimin karşı çıkılan yönü ise, mutasyon denen nükleik asit
değişimlerinin bir amaca yönelikmişçesine faydalı gelişmelere sahip
olamayacağıdır. Ayrıca termodinamik yasalarıyla hayatımıza girmiş bir kavram
olan Entropi gereğince de daha az bilgi taşıyan bir yapıdan daha çok bilgi
taşıyan bir yapıya geçiş imkansıza yakın gözükmektedir; fakat olasılıklar
dahilinde imkansız değildir. Entropi hakkında yazmış olduğum kısa denemeye ise
aşağıdaki adresten ulaşılabilir:
http://tekillik.blogcu.com/898110/
(önerilen)
http://tekillik.blogcu.com/886975/
(diğer – ek bilgi)
Evrim
teorisi hakkında daha fazla bilgi için Richard Dawkins’in Tübitak Yayınları’ndan
çıkmış olan kitabı “Kör Saatçi”yi öneririm.
Zira; Evrim de bir inançtır. Daha önce açıkladığımız gibi; Teori, teori
olarak kaldıkça 1 ila 0 arasında değerler alır. Gerçeğin ta kendisi değildir. Gerçeğe
yönelik önermelerden anlamlı bir önermedir. Canlılığın başlangıcına dair
bilimsel çerçevede olan başka herhangi anlamlı bir teori ile eşit düzeydedir. Teorilerin doğru ya da yanlış olması mümkün
olmadığı için onu kusursuz doğru kabul etmek, teorinin içerdiği bilgilere “inanmaktır”.
Yani bilimsel temellere dayanan bir temel inanç ifadesidir ve kutsal kitaba
dayanan temel inanç ifadesinden tek farkı “bilimsel” çerçeve içerisinde
olmasıdır.
İfadelerim gramatik ayrımına
yönelik ön eklerle evrim teorisini ele alalım:
Tİ ifadesi:
İnanıyorum ki; türler evrim ile
oluşmuştur. (Doğru gramer)
Şüphem var çünkü evrim teorisini
anlamıyorum/bilmiyorum (Doğru gramer)
Neden evrim teorisine
inanıyorsun? (Anlamsız soru)
THA ifadesi:
Büyük bir ihtimalle; türler evrim
ile oluşmuştur. (Doğru Gramer)
Evrim teorisi doğrudur/yanlıştır.
(Yanlış Gramer)
Evrim teorisi türlerin kökenini
açıklamak için anlamlı bir teoridir. (Doğru Gramer)
Neden evrim teorisi sana göre
anlamlı? (Anlamlı soru)
Evrimi şüphesis kabul eden /
reddeden birisi için bilgi türleri açısından incelendiğinde evrim teorisi
hakkında ortaya şu sonuç çıkıyor:
Evrim teorisi bilimsel temellere
dayanan bir temel inançtır.
b. Yaradılış (Akıllı Tasarım)
Yaradılış, canlıların bir an ya
da bir süreç içerisinde bir güç tarafından tasarlanıp oluşturulduğunu savunan, kutsal
kitaplara ya da deist inanca dayanan bir temel inanç ifadesidir. Evrim teorisi
gibi; yaradılış da canlılığın başlangıcını açıklamada kullanılabilecek anlamlı bir modeldir; fakat bilimde
somut olmayan kavramlara yer olmadığı için yaradılış mevcut bilim sınırları
içerisinde bilimsel değildir. Fakat –daha önce de söylediğimiz gibi- bir
inancın bilimsel veya bilim dışı olması onu daha doğru ya da daha üstün kılmaz.
Sadece “bilimsel” veya “bilimdışı” kılar. Neticede inanç, inançtır.
Yaradılış savını destekleyen
görüşler arasında kutsal kitapların
söylediklerinin dışında canlıların karmaşık yapılarının ve ekosistemlerin
karmaşık dengelerinin uzun yıllar içerisinde süregelen değişimler sonrasında
sadece olasılıklar dahilinde oluşmasının zorluğu bulunmaktadır. Ayrıca
canlıların bulunduğu küçük veya büyük habitatlarda yer alan ekolojik dengelerin
akla sahip bir tasarımcı tarafından ayarlanmışçasına ve kaotik temeller üzerinde
olmasına rağmen kaosa dayalı bir düzen içerisinde varlığını sürdürüyormuşçasına
dengeli olması yaradılış savını destekleyenlerin inançlarının dayandığı
temelleri oluşturmaktadır.
Evrim teorisi destekleyenlerinin
içgüdü diye açıkladığı ama henüz genel geçer anlamlı bir önerme getiremediği,
yaradılış savını destekleyenlerin “fıtrat” olarak adlandırdığı doğuştan gelen
bilgi ve davranış kümeleri de yaradılış savını destekleyenlerin temellerinden
birisidir. Yine bir önceki başlıkta bahsettiğimiz gibi; termodinamiğin ikinci
yasası evrim teorisinin sağlam olmayan ayaklarından biridir. (Bkz: Evrim
teorisi adı altındaki adresler)
Toparlarsak; Yaradılış savı bir inançtır. Daha önce açıkladığımız gibi; İnanç
değerleri 1 ve 0 sıfır değerlerini alır. Gerçeğin
ta kendisi olduğuna inanılır veya inanılmaz. Gerçeğe yönelik önermelerden anlamlı ama mevcut bilim sınırları dahilinde
bilimsel olmayan bir önermedir. Canlılığın başlangıcına dair herhangi bir inanç
ile eşit düzeydedir; ancak bir putun evreni yarattığına dair inançlar gibi
anlamsız bir önerme değildir. İnançların
doğru ya da yanlış olması sorgulanamayacağı için onu kusursuz doğru kabul
etmek, savın içerdiği bilgilere “inanmaktır”. Yani bilimsel temellere dayanmayan
ancak gözlemle yine gözlemlenen olaylara inanılarak desteklenen bir temel inanç
ifadesidir ve bilimsel temellere dayanan temel inanç ifadelerinden tek farkı “bilimsel”
çerçeve içerisinde olmamasıdır.
İfadelerim gramatik ayrımına
yönelik ön eklerle yaradılış ele alalım:
Tİ ifadesi:
İnanıyorum ki; kainatı Allah
yaratmıştır. (Doğru gramer)
Şüphem var çünkü yaradılış nedir
anlamıyorum/bilmiyorum (Doğru gramer)
Neden yaradılışa inanıyorsun?
(Anlamsız soru)
THA ifadesi:
Büyük bir ihtimalle; türleri
Allah yaratmıştır. (Yanlış Gramer)
Yaradılış doğrudur/yanlıştır.
(Yanlış Gramer)
Yaradılış türlerin kökenini
açıklamak için anlamlı bir teoridir. (Yanlış Gramer)
Neden yaradılış sana göre
anlamlı? (Anlamlı soru)
3. Sentez Düşünce: Evrimci Yaradılış
Bugün, modern evrim teorisi ile
akıllı tasarım ve yaradılışın birlikte emr olunması ve gerçekleşmesi
düşüncelerini sentezleyen bir başka görüşün temsilcileri hızla artmaktadır. Bu
da “Evrimci Yaradılış” düşüncesidir.
Din konusunda kendimi yeterli
bilgiye sahip hissetmediğimden inancı değerlendiremeyecek, ancak hangi temeller
üzerinde dayandığından bahsedeceğim:
·
Kur’an’da insanın yaratılmasına dair
yapıtaşları, şekli, “başka bir yaradılışta” olduğu bahsedilmesine rağmen
insanın bir anda yaratıldığına dair ayet bulunmamaktadır.
·
Dünya ve semasının iki günde yaratıldığına dair
bir ayet bulunmakta; (41/12) ve Kur’an’ın başka bir ayetinde ise rabbin katında
bir günün insanların bulunduğu zaman skalasına göre bin seneye tekabül ettiği
yazmaktadır. (22/47) Zira Kur’an’ın indirildiği tarihlerde “bin”, bir çok
kültürde sayılamayacak kadar çok olan miktarı ifade etmektedir.
·
Bu ve buna benzer örnekler daha da
çoğaltılabilir. Kendim yeteri kadar bilgi sahibi olmadığımdan ancak bu görüşün
temsilcileri bu yazıyı okuduktan sonra bana bilgi sunarsa sevinirim.
4. Tartışmacıların Gramatik Yanlışları
Sık sık yaşanan evrim/yaradılış
çatışması içerisinde sık yapılan yanlışları başlıklar halinde gramatik olarak
değerlendirelim:
a. Evrim Yanlıları
Evrim yanlıları “Evrim Teorisinin
Bilimsel ve Anlamlı olması” ile “Gerçeği ifade ediyor olması” düşüncelerini
birbirine karıştırmamalılar. “Evrim Teorisi mantıklı ve bilimseldir, o halde
doğrudur” demek gramatik bir yanlıştır. Ancak “Evrim teorisinin türlerin
kökenini açıklamada anlamlı bir model olduğuna inanıyorum” demek gramatik
olarak doğrudur. Materyalistlerin sık sık unuttuğu ya da kiminin kötü niyetle
gerçeği tekeline almaya çalıştığı mesele şudur: Tüm bilimsel meseleleri soru
cevap olarak sorguladığınızda “Neden” sorularının sonunda madde ve enerjiye
gelinir. Maddenin niçin enerjiye dönüştüğü sorulduğunda ise materyalistlerin
yanıtı “Madde içerisindeki iç çelişkiden” olacaktır. Bu çelişkiyi oraya kim
koymuştur dendiğinde ise “Orada hep vardı” ve “Allah koymuştur” yanıtlarının
tek farkı birinin somut birininse soyut temellere dayanmasıdır. Fakat ikisi de
inançtır.
Burada materyalistlerin vermesi
gereken cevap ancak “Henüz bilmiyoruz; bunu bilim bize gösterecek; fakat biz
onun hep orada olduğu düşüncesini anlamlı buluyoruz” olmalıdır.
b. Yaradılış Yanlıları
Yaradılış yanlıları “Yaradılışın
Anlamlı Olması” ile “Herkes için görülebilir bir gerçek olduğu” düşünceleribi
birbirine karıştırmamalılar. “Bu mükemmel denge nasıl oluşmuş olabilir?” diye
sormak anlamsızdır. Olasılıklar dahilinde oluşmuş olması da pekala Evrim
Teorisi yanlısı birisi için anlamlıdır. Kainatın içerisinde bulunduğu denge
inanan birisi için Allah’ın varlığına delalet ediyor olsa da bunu mevcut bilim
sınırları içerisinde bilimsel olarak kanıtlamak mümkün değildir.
Zira bu yüzden buna “iman” yani
inanç denmektedir. Görünen bir gerçeği teyit etmek inanç değil, teyittir. Dinde
belirtilen inanan ve inanmayanın ayrılması bu noktada gerçekleşmektedir.
Unutulmamalı ki din, henüz canlıların karmaşık yapılarının araştırılıp halkın
bilgisine sunulmadığı tarihlerde inmiştir ve peygamberlerin insanlara retinanın
yapısını anlatıp kanıt olarak sunmak gibi bir imkanı olmamıştır, zira Evrim
teorisi de retinanın yapısının nasıl o hale geldiğine anlamlı bir modeldir. Bu
yüzden bunları kanıt olarak sunmak bilimsel bir değer ifade etmediği gibi savı
güçsüz kılmaktadır.
5. Sonuç ve Tavsiyeler
Görüldüğü gibi evrim ve yaradılış
çatışması, her iki tarafın bunların bir inanç olduğunu kabul etmesi ve tartışmalarını
çatışma olarak değil de, her iki tarafın birbirlerini o inancın niçin kendileri
için anlamlı olduğu anlatmak üzere bilgilendirmesi üzerine gerçekleştirmesi,
kısır döngüde dönüp duran ve insanların birbirini görememek ve cehaletle suçladığı
incitici münazaraları engelleyici nitelikte olacaktır.
Çatışmak yerine neden o inancın
sizin için anlamlı olduğunu anlatınız.
Zamanusta
03.09.2007
İstanbul
|